
27 Şub Buzlardan Kayarım, Yoktur Benim Ayarım.
Reenkarnasyona inanır mısınız? İnanıyorsanız ve seçme şansınız olacaksa, yeni hayatınızda ne olmak isterdiniz? Bana sorduğunuzu var sayarak cevap veriyorum: Buz patencisi! ⛸
Annemin ve babamın buz pateni izlemeyi çok sevmesi sebebiyle, ben de çok küçük yaşlarda bu sporla tanıştım. Onlar, yarışmacıları isimlerine ve ülkelerine kadar tanıyorlardı. Üstelik, terminolojiye de gayet hâkimlerdi. TRT’de yayınlanan olimpiyatları ve şampiyonaları hiç kaçırmazlardı. Ben de ilgilerine kayıtsız kalamadım ve onlarla izlemeye başladım. Tabii 7-8 yaşlarında bir kız çocuğu olarak ilk dikkatimi çeken, yarışmacıların giydiği pırıltılı, rengârenk kıyafetlerdi. Gözümü alamıyordum. Her hareketlerinde, kostümün ayrı bir yerine ışığın yansımasını keyifle seyrediyordum. Bir de, Allah affetsin, düştüklerinde çok gülüyordum ya. 😕

Biliyorum çok ayıp; ama küçüktüm işte yahu. Zaten biraz daha büyüyünce, buzda dans etmek bir yana; buzun üstünde sabit durabilmenin bile ne kadar zor olduğunu anladım. Gerçi benim için, paten de kolay bir şey değildi. Erdek’te her yaz gittiğimiz motelin sahibinin kızı, Ebru’ya, ailesi paten almıştı. Motelin uzun verandasında, sahilde bunlarla dolaşmaya başlamıştı. Ben de gözlerimle onu takip ediyordum. Bazen sendelese de, çok güzel kayıyordu. Ebru’yla arkadaşlık ettiğim ve ailesi beni sevdiği için, “Kıyamam bak, o da denesin.” dediler ve bana da patenleri giydirdiler. Sonra, ayağa kalkmamı beklediler. Kalktım kalkmasına da; beni 4 kişi tutuyordu. Tutmalarına rağmen bir türlü dik duramıyor; italik biçimde dengemi sağlamaya çalışıyordum. İçlerinden biri, kazara hapşırsa, popo üstü yere yapışacaktım. Yarım saatlik deneme sonucunda, yeteneksiz olduğum konusunda sessizce hemfikir olmuştuk. Ebru, patenlerini geri almış, kaymaya devam ediyordu. Ben de, ayakları yere sağlam basan bir birey olarak daha başarılı olacağıma inanmak zorunda kalmıştım. 🛼 🛼
Tekerlekli patende bu kadar büyük başarı (!) gösterince, buzun üstünde şansımı hiç denemedim. O dönemlerde, Galleria’da ve Korukent’te buz pisti vardı ve bazı yaşıtlarım, pistte fıldır fıldır dönüyordu. Bense, okuldan çıktığım bir akşam, yerdeki buzu görmeyip, trafiğin tıkalı olduğu bir noktada laaaps diye yere yapışınca ve okul eteği kafama geçince, bu spora seyirci kalmamın daha iyi olacağına karar verdim. (Bu arada, iyi ki varsın kilotlu çorap.)

Seyrettikçe, artistik buz patenine ve patencilere çok saygı duymaya başladım. Ben daha buz üstünde sabit duramıyorken, insanlar zor koreografileri icra etmek durumunda kalıyordu. Özellikle; buz dansı kategorisi dışında kalan performanslar, bazı atlayış ve kaldırışları zorunlu kılıyordu. Toeloop, axel, lutz, flip, salchow ve rittberger olarak isimlendirilen altı atlayış, spinler ve “lift” denilen kaldırma hareketleri tek tek bakıldığında tehlikeli olarak görünse de, uyumlu bir müzikle bütün olarak izlendiğinde çok estetikti. Artistik puanın, neredeyse teknik puan kadar önemli olduğu bu spor, aslında büyülü bir şölendi.

Şöleni şölen yapan; performansı canlandıran, elbette müziktir. İyi bir müzikle, senkronize dans edebilen patenci, izleyiciyi büyüler. Etkileyici performanslara örnek isteyene; 2 Olimpiyat, 4 Dünya ve üst üste 6 Avrupa şampiyonluğu bulunan Katarina Witt’in Carmen performansını gösterebiliriz:
Bir de, buzun yakışıklılarından Brian Joubert’in 2016’da Fransa’da sergilediği ve 13 Kasım 2015 tarihinde gerçekleşen Paris saldırısı kurbanlarına ithaf ettiği dansı vardır ki…
Burada bir parantez açalım: Yukarıda bahsettiğim hareketlerin yanı sıra, bence buz pateninin asıl simge figürü; Bielmann Dönüşü’dür. Adını, önemli başarılara imza atan ünlü patenci Denise Bielmann’dan alsa da, hareketi bulan kişinin kim olduğu bilinmemektedir. 70’li yılların sonunda, Denise Bielmann bu hareketi geliştirmiş ve imzası haline getirmiştir.

Hareket, üst düzeyde esneklik gerektirdiği için, genelde kadınlar tarafından yapılabilmektedir. Ancaaak bazı müthiş yetenekli beyler de, bu işin altından ustalıkla kalkabilmektedir. Bakınız: Efsanevi Evgeni Plushenko.
Brian Joubert’in en büyük rakibi; hatta kâbusu olan bu isim, 1997’de Seul’de düzenlenen Dünya Gençler Şampiyonası’nda altın madalya aldığında yalnızca 15 yaşındaydı. 16 yaşında, Rusya Şampiyonluğu’nu kazanan en genç patenci unvanını elde etti. Ben, 15 yaşında karışık kaset dolduruyordum mesela, hayat işte…

Enteresan bir hayat hikâyesi vardır. Merak edenler, şuraya tık tık yapabilir. Kariyeri boyunca, bir başka büyük patenci olan Alexei Yagudin’le çekişmiştir. Bu rekabet öylesine ileri gitmiştir ki; birbirlerinden nefret ettiklerini dile getirmişlerdir. Kariyer demişken; 2006 Olimpiyat Şampiyonu, 2002 ve 2010 Olimpiyat ikincisi, 7 kez Rusya Şampiyonu, 4 kez Grand Prix Finalleri Şampiyonu, 7 kez Avrupa Şampiyonu, 3 kez Dünya Şampiyonu olmuştur. Ay, yazarken yoruldum yahu!
Pek kimsede görülmeyen artistik hareketleri sebebiyle, jüriyi her seferinde şaşırttığını ve etkilediğini söyleyebiliriz. Farklı tarzıyla, dönemdaşlarından ayrılmış; kendisinden sonra gelenlere ilham vermiştir. Hanımlar arasında, “Yakışıklı değil; ama sempatik.” diye anıldığını da ekleyelim 🙂
Şu an 38 yaşında olan ve antrenörlük yapan Plushenko, Tom Jones’in Sex Bomb isimli şarkısıyla aşırı eğlenceli ve unutulmaz bir performans sergilemiştir. Tıklamayan bin pişman olur, benden söylemesi 😉: Evgeni Plushenko – Sex Bomb
Bildiğim kadarıyla, 2006 Kış Olimpiyatları Serbest Program’da yarışırken kullandığı müzik, Edvin Marton tarafından kendisi için bestelenmiştir. Bu anlamda da, bir ilktir. Evgeni’yle ilgili bir diğer ilginç şey de, Eurovision’da boy göstermesidir. 2008 yılında Sırbistan’ın başkenti Belgrad’ta düzenlenen yarışmada Rusya adına yarışan Dima Bilan’ın “Believe” isimli şarkısında, özel hazırlanmış plastik bir pistte, buz pateni yapmıştır. Yukarıda bahsettiğim Edvin Marton da, bu performansa kemanıyla eşlik etmiştir. Peki, bilin bakalım ne oldu? Rusya, yarışmayı kazandı. Adam, içinde kendisinin olduğu tüm yarışmaları kazanıyor, inanılmaz gerçekten.
Yazımın sonuna gelirken, keyifle okuduğunuzu umuyor; bir buz pateni âdeti olan, “gösterinin sonunda piste oyuncak atma” eylemini sizin için gerçekleştiriyorum: 🧸🪀🚂🪁🪆🎎
Buzlar kaydırmasın, kalbimiz buz tutmasın.
😘
No Comments